Bir usul tek bir kalıba karşılık gelmez; aynı iskelet üzerine birçok farklı kalıp kurulabilir. Bu çeşitlilik, aynı dağarı yıllarca taze tutar.
Kalıp, vuruş türlerinin ve şiddetlerinin usul öbekleri üzerine dağıtılmasıyla oluşur.
En yalın kalıpta yalnız öbek başlarına vuruş konur; bu, eşlikte zemin işlevi görür. Bu yalınlık eşlikte çoğu zaman yeterlidir.
Ara vuruşlar eklendikçe kalıp yoğunlaşır ve icra daha hareketli duyulur.
Hangi yoğunluğun seçileceğini parça belirler; sözlü bir türküde seyrek kalıplar tercih edilir. Kalıbın yoğunluğu topluluğun dokusuna göre de değişir.
Aynı parça içinde kalıp değiştirilebilir; bölüm geçişleri böyle duyurulur. Kalıp değişimi provada kararlaştırılır ve yazılır; icrada yapılan denemeler dağınıklık yaratır.
Yeni bir kalıp kurulurken önce yavaş tempoda yazılır ve söylenerek denenir. Söyleyerek denemek kalıbın uygulanabilirliğini gösterir.
Söylenebilen bir kalıp çalgıda da düzgün çalınır; söylenemeyen kalıp çoğu zaman gereğinden karmaşıktır.
Kurulan kalıplar deftere kaydedilir ve zamanla kişisel bir kalıp dağarı oluşur. Bu dağar zamanla kursiyerin kendi üslubunu oluşturur.
Derslerimizde kalıp kurma çalışması usul bilgisi oturduktan sonra başlatılır.